Tasarımın 10 altın kuralı. Web tasarımcıların bilmese gereken 9 bilgi. Site tasarlamadan önce bilmen gereken 7 altın kural. bu başlıklar bana çok saçma geliyor lan. Sanki site yapmadan önce bilinmesi gereken 4 altın kural varmış gibi. Ne biliyorsun belki 7 kural var hatta 8. Belki 9. Bir de bunlar 1.kural “Düzen” yazarlar yanına da google images’den düzen ile alakalı bir resim koyar ya böyle, ifrit oluyorum. Ne kadar samimiyetsizlikten uzak. Hedef belirlemek mesela. Oraya garanti bi ok koyarlar ya da hedef tahtası. Birbirlerini tekrar eden gevur icadı bunlar. Ben olsam (gerçi böyle bişey yapmam da) yaptım diyelim. Hedef yerine direk para resmi koyarım. Hepimizin amacı bu en nihayetinde. Yalan mı? Neyse lafı uzatmadan klişelerden uzak bir yazı yazacağım.
Web site yapmak güzel bir iştir. Bir işin kötüsü ile iyisi hemen ayırt ediliyorsa o işi yapmak zevklidir. Ama bu zevkimizin içine sıçacak bir veya bir kaç kişi her zaman bulunur. Bunların sayısını azaltmak için bir kaç tavsiyem var.
Bir arkadaşınız aracılığıyla bir iş geldi. Aradı Hüseyin mesela “Abi bi iş var. Mobilya sitesi. Yapabilir misin? Vaktin var mı?” – Ayarlarız Hüseyin. Bütçesi ne kadar? Nasıl bir şey istiyor? “Abi onu gidince konuşursunuz” – Tamam, hadi kapat. “%20′yi unutma ha”. (Lan Hüseyin biz lisede aynı silgiyi beraber bitirmiş, birbirimize kopya vermiş, eteği açılan kızı daha açılmadan kolunu dürtmek suretinde haber vermişiz senin dediğin lafa bak. Biz büyüdük ve kirlendi dünya hüseyin) – Tamam abi olur mu öyle şey, ayıp ediyosun.
Hüseyinle pek işimiz yok. Hüseyin işi verdi, parayı bekler. Hiç aramayan Hüseyin birden kankanız olur. Sürekli aramaya başlar. Abi napıyon ya? vs.. hep arar. Esas amacı projenin bitimini hızlandırmak ve bir an önce parayı kapmaktır. İbne Hüseyin. Sana kopya verdiğim günlerin amına koyayım.
Gidilir Firmaya bir çay içilir. Gereksiz 5-10 dakika muhabbetten sonra konu açılır.
“Evladım bize şöyle şöyle bir site lazım”.
Evet sıçtığınızın resmidir. Evladım ne lan? Hayır yani evladım nedir? Sanki bakkala ekmek almaya gönderiyor pezevenk. Bu adamdan para çıkmaz. Bu adam eski kafalı, “Siteniz yok mu” dedikleri için site yapmaya karar veren adamdır. Koşarak uzaklaş deme lüksümüz de yok, çünkü çok da iş gelmiyor açıkcası. Buldun, yumul. Ahhh Ali bey diyeydi, iyiydi.
Nasıl bir şey istiyorsun amca?
O sıçtı tamam ben niye sıvıyorum? Amca yanlış baştan alalım bunu.
Nasıl bir şey istiyorsunuz Erdem bey?
“Evet biraz garip kaçtı. Size samimi yaklaşan bir adama bey diyerek “Biz sadece arkadaşız” diyen sevgili adayı gibisiniz artık. Tek amacım para erdem bey, yoksa sizin o sikko yüzünüze ve sahte samimiyetinize göre burda değilim”.
“Kafana göre bir şeyler tasarla oğlum”
Oğlum mu? Hangi karından? Ne oğlumu, evlat daha iyiydi. Adam sizin uzaklaşmanıza binaen bir adım daha atıyor. Biraz daha uzaklaşırsam nufusa geçircek diyerek bu uzaklaşmayı kesiyoruz. Belli amca zırnık koklatmıcak. Binaen ne bu arada ya? Amcadan uzaklaşcam diye kişiliğimden uzaklaştım. İçimde bi süleyman demirel yatıyormuş yeminlen.
Samimyieti geç. Esas sorunu gördün mü o cümledeki? “Kafana göre bir şeyler tasarla oğlum” cümlesinin içindeki “Şu rengi değiştirsek” canavarını gördün mü onu söyle? Asla ve asla bu cevabı sallamıyoruz. Daha spesifik sorular soruyoruz amcaya. Amca hem para vermicek hem de yaptığınız tasarımı arkadaşlarınız arasında geyik malzemesi oluşturmasına izin vercek. Hani vardır ya şu geyik “Bilader bak ilk tasarım bu. Bak şu da adamın istediği” – İkisi de boktan dedin mi bu elemanlara hayattan soğuyorlar. demeyin. Gereken cevap şudur “Yuhh amına koyim ya. Dünya göz hastanesine götür adamı bilader alcağın parayla”. Para mı?
Amcacım ne tür sitelerden hoşlanıyorsunuz?
İstiklalin sitesi güzel. Bak onun gibi yapabilirsin.
Evet. Bu soruyu soran dillere küfür zamanı. Amca hem para vermicek hem de istiklal mobilyanın janjanlı sitesinden istiyor. (Görenler var mı bilmiyorum ama 2 sene önce istikbal’in sitesi şimdiki gibi değildi. Bildiğin hayvani bir siteydi.)
Başka sevdiğiniz bir site var mı? (Nolur olsun, nolur olsun)
Yok bu iyi babam.
Şimdi de baba olduk godoşun. Haydi hayırlısı. Tamam Erdem bey ben şimdi sitenize bir görsel hazırlıcam, size E-mail ile gönderirim. Onaylarsanız koda dökerim. (Bu açıklamayı kolaylaştırcak bir çözüm bulamadım. Arayüz dersin anlamazlar. Tasarım dersin %50 anlar. Hadi onu geçtim kodlamayı nasıl anlatıcan? Bilen varsa beri gelsin. )
Evladım yap işte bir şeyler ben anlamam. (Şaşmadım!)
Öncelikle. Bir projeye başlamadan bi taslak yapılır. Deftere veya herhangi bir site yardımıyla. Hatta bunun için “Web page maker”da iyidir. Millet site bile yapıyor bunla. Eskizi tamamladıktan sonra renk seçimini yaparız. Aslında eskiz hazırlanırken renk seçimlerini kafanızda çoktan bitirmiş olmanız gerekir. Bu renk seçimleri yapılırken kesinlikle logoya uyumlu renkler seçilmeli. Aykırı bir tasarım yapamazsınız çünkü mobilya sites, yeni nesil creative ajans değil. Eskiz hazırlandıktan sonra açarsınız potoşopunuzu yada fayırwoksünüzü ince ince dokursunuz. Ve nihayet tasarım biter amcaya atarsınzı mail ile.
Macera başlıyor. “Amcacım mail attım, kontrol eder misiniz?” – Tabi evladım.
Adama mail dersi verirsiniz orda. Nasıl indirilcek, nerden bakcak. “Bu adam nasıl zengin oldu lan?” diye sorular sorarsınız. Sonra hani o boktan hikaye gelir aklınıza “Bi adam varmış. Şirkette herkesin e-mail adresi varmış olmayanı atıyorlarmış. Bu adamı atmışlar. O da gitmiş şirket kurmuş. bu adamın adı Bill Gates”. İnanan var olum buna lan. 1970 de şirkette herkesin maili var diye biliyo millet veya düşünmüyor. Bunlara zaten facebook paralı olcak desen “ohh iyi artık vaktim boşa gitmicek”. Sanki silah zoruyla sokuyolar amına kodumun tipsizi. O olmasa başka bir mecra bulup orda harcıcan o değerli(!) vaktini.
Neyse nerede kaldık. Amca tasarımı açtı sonunda. Ve
“Bunlar hareket edecekti…”
Yok yok ağlamıyorum gözüme toz bulutu kaçtı.
Devamı gelecek….



















